Projelerde Dunning Kruger Etkisi

08 Aralık 2016 1271 0 PROJE YÖNETİMİ Şenay Engür Gezergen

Çok sayıda  teori, metodoloji, sendrom adı duydum. Bazılarını anlamak için zorladım kendimi, bazılarının aklımda kalması için tekrar edip durdum, bazıları da anında silindi gitti aklımdan.  Sağ olsun filozoflar, bilim adamları "hiç boş durmamış bizim için üretmişler, durmuşlar”.

Yalnız bir tanesi var ki, çok çabuk sindirdim ve hakkında ilk okuduğum günden beri hiç aklımdan çıkaramadım. Neden? Çünkü insan beyni bir şeyi pekiştirdikçe unutmuyor, sürekli o bilgiyi taze tutuyor. Çok kullanılmayan veriler ise kullanılan bilgilere daha fazla yer açabilmek için arkalara itiliyor ve hatırlanması zamanla zorlaşıyor, hatta uzun vadede tamamen silinebiliyor. İnsan beyninin muhteşem özelliklerinden biri. Dunning Kruger Sendromu da sürekli çevremde gördüğüm pekiştirici örnekleri sebebi ile beynimde taptaze şekilde yerini koruyor.

Peki nedir bu DUNNING-KRUGER Sendromu?

Adını birçok icadın ve buluşun adı gibi ortaya koyanların adından alıyor. Cornell Üniversitesi'nin iki psikoloğu Justin Kruger ve David Dunning tarafından 1999 yılında ortaya konularak 2000 yılında psikoloji dalında nobel ödülü kazandı.  

Sendromun özü şunu anlatıyor: “insanlar, bir konu hakkında ne kadar az biliyorsa, o konu hakkındaki az olan bilgisi aslında ne kadar az bilgi sahibi olduğunu fark etmesini engelliyor ve her şeyi biliyormuş gibi özgüven kazandırıyor”. Hani şu etrafınızda çok az bilgi ve donanımı ile kapasitesinin çok üzerindeki konumlarda yer ettiğini, projelerde etkin roller aldığını düşündüğünüz kişiler... Hani şu “kendini çok iyi pazarlıyor” diye tabir ettiğiniz kişiler... Dunning Kruger Sendromu sanırım gözünüzde biraz canlanmaya başladı, değil mi?

Hepimizin özünde biraz bu var aslında. Bir konuda az bilgimiz var ise, işin özünü bu bilgiden ibaret zannediyor ve kendimize muazzam güveniyoruz. Ancak konu üzerinde daha fazla araştırma yaptığımızda işin detaylarını gördükçe bilgimizin ne kadar da az olduğunu anlıyoruz. Hani üniversiteden yeni mezun olduğumuz dönemler, hani çocukluktan yeni çıktığımız ergenlik döneminde hayatı çok iyi bildiğimizi iddia edip ailemize kızdığımız dönemler... Hatta ülkemizde birçok insanın her konuyu bilip her konuda ahkam kesmesi de işte tam anlamıyla budur.

Evet özümüzde bu sendrom var ama insanlar bundan  sonra ikiye ayrılıyor; araştırmayı detaylara inmeyi seven mükemmelliyetçi kişiliği ağır basanlar ve az bilgi ile yetinenler. Az bilen yukarıda anlattığımız gibi kendine fazla güvenme eğiliminde oluyor. Ve bu kişiler özgüvenlerinin yüksek enerjisi ile öyle bir aura yaratıyorlar ki, çevrelerindeki insanları da etkileyebiliyorlar. Bildiği ile yetinmeyen kişiler ise, Sokrates’in dediği gibi “bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir” mantığını benimsiyor. Kendilerindeki eksik yönleri görerek, diğer profil kadar özgüven sahibi olamıyor ve daha alt poziyonlarda pişmeye çalışıyor. Sonuç, ekonomideki “KÖTÜ PARA İYİ PARAYI KOVAR” teorisi gibi eksik donanım, fazla donanımı kovuyor.

Bu durumun projelere etkisi ise; daha düşük kalifikasyonlara sahip proje yöneticilerinin ve  proje ekip üyelerinin projelere dahil edilmesi ve projelerin başarısını olumsuz yönde etkilemesi. Sanıyorum sizler de proje başarısızlık sebebi olarak Dunning Kruger sendromuna en az bir kez şahit olmuşsunuzdur. Ben danışmanlık yaptığım projelerde buna o kadar çok şahit oldum ki, bu konudaki çalışmalarımı PMI ile paylaşıp proje başarısızlık sebebi olarak Dunning Kruger Sendromu’nun da literatüre eklenmesini talep edeceğim(!). Bu durumun proje yöneticilerinin itibarı anlamında da olumsuz bir etkisi var tabi ki. Proje yöneticileri için “hiçbir şey yapmayıp her işe burnunu sokan kişi” bakışına sebep olan durumda da Dunning Kruger etkisinin olduğunu düşünüyorum.

İLK YORUMU SİZ YAPIN!

YORUM YAP

YORUM YAPABİLMEK İÇİN ÜYE GİRİŞİ YAPMANIZ GEREKMEKTEDİR.

REFERANSLARIMIZDAN BAZILARI

Akçansa
Türk Telekom
Türk Hava Yolları
Maliye Bakanlığı

BLOGUMUZDAN YAZILAR

Yukarı Çık
BİZ SİZİ ARAYALIM